GONG: Yaz dostum…
Geçmiş dönem Çankırı Milletvekili, halen Ankara Milletvekili İdris Şahin’in Çankırı’da yapılması planlanan Kızlaryolu ve Koyunbaba Barajları’nın akıbeti hakkında Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yazılı olarak cevaplaması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 24 Mart tarihinde verdiği iki soru önergesine 15 günlük süresi aşıldıktan sonra verilen ” Cevaplanmadığı gelen kağıtlarda ilan edildi “ ifadesi ile Yapraklı ilçesi Sarıkaya köyünde 338 hektar brüt, 295 hektar net tarım arazisinin sulanmasının planlandığı Sarıkaya Göleti ihalesinin 21 Şubat 2024 tarihinde gerçekleştirilerek 24 ayda tamamlanmasının öngörüldüğünün kamuoyuna yansımasına rağmen, neticeye varılamamış olması bu projenin de akıbetine dair soru işaretlerini artırmaktadır.” şeklindeki 8 Nisan tarihli soru önergesi de “15 günlük cevaplanma süresi devam ediyor” şeklinde klişe cevap ile taca atılmakta,
Bu ilgisizlik; Çankırı’nın Bakanlıkta yok sayılmasına, İdris Şahin’in “Sen Çankırı’mı, Ankara mı milletvekilisin? Git işine!” der gibi top gezdirilmekte veya başkanlık divanının görevini yapmamasına işaret olarak değerlendirilebilir.
Basında yer alan haberlere Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı cevap verme zahmetinde bulunmuyorsa Çankırı milletvekilleri ne güne duruyor? Önerge doğru ise sahip çıkmaları gerekmez mi? Konu; Asya -Tosya değil Çankırı… Dezenformasyon yaratılmak isteniyorsa haberimiz olsun, biz de haberleri daha fazla süzgeçten geçirerek önümüze bakalım.
Basının 4. kuvvet olduğu dönemlerde sorumluluk duygusuna sahip seçilmiş ve atanmışlar hakkında eleştirel haber çıktığında duyarlılık gösterirler, gazete haklıysa beklemeden teşekkür eder, gereğini yapar, haksızsa gazete idarehanesine kadar gelerek veya tekzip göndererek konuya açıklık getirir, gazete de öz eleştiri yaparak kendisine çeki – düzen verir, gazete de hayat sürer giderdi.
Şimdi öyle mi?..
Barış Manço’nun şarkısının ismi ile başladığımız yazımızı konu ile ilgili olduğunu düşündüğüm Mustafa Keser’den fıkra ile bitirelim.
Ahmet Ağa pazarda gördüğü satılık kuşun fiyatının 50 akçe olduğunu öğrenir. Koşa koşa evinin kümesinden kaptığı hindiyle pazarda yerini alıp beklemeye koyulur. Müşteri “hindi kaç akçe?” diye sorar. Ahmet Ağa güvendiği hindisine 50 akçe ister. Müşteri şaşırır. “Çok pahalı, 50 akçe etmez! ” der. Ahmet Ağa “Karşı küçük kuş 50 akçe eder de iri hindi neden 50 akçe etmesin! ” diye cevap verince müşteri ” O kuş değil papağan. Konuşuyor, marifetli ” demesi üzerine Ahmet Ağa altta kalır mı! “Bu da dinler.” diye cevaplamış.
Biz papağan gibi konuşup, yazıp, tekrarlıyoruz, birileri de hindi gibi dinliyor.